KAHVE MOLASI


ABONE OL
ABONELiKTEN AYRIL
kmarsiv.com
Arşivimiz
Yazarlarımız


Sizden Yorumlar
İletişim
Reklam
Gizlilik İlkeleri
Handspring TÜRKiYE

 6 Mayıs 2002 - Bugün Hıdırellez


İyi haftalar Dostlar,

2 günlük tatilin ardından tekrar merhaba. Havaların muhteşemliği, can eriklerinin tadı, kirazların tezgahlarda boy göstermesi, omuz başlarının ortaya çıkması, boğazda atım atacak yer kalmaması... hepsi, yaz geliyorrrrr diye bağırıyor, farkında mısınız? Mayıs'tan 5 günü geride bıraktık bile, zaman hızla akacak, okullar kapanacak, herkes biryerlere kaçacak, İstanbul bize kalacak (mı acaba?). Nerde o günler. O eskidenmiş. Şimdi gidenlerin yerine birkaç mislisi geliyor. Gelsinler, gelsinler ki İstanbul, İstanbul olsun. Bizsiz İstanbul, İstanbul'suz biz olur mu? Evet anladınız, ben İstanbul aşığıyım. 25 sene önce İzmir'den İstanbul'a, aşık olup geldim. 6 ay sonra esas aşık olduğum İstanbul'muş öğrendim. Ritmini sevdim, kalabalığını sevdim, 50 metrede bir değişen semt isimlerini sevdim. Sokakların adını sevdim. Çünkü 160. sokaktan Şair Nedim'e gelmiştim. Düzen uğruna, numaralanmış sıra sıra sokakların yerini, buram buram yaşam kokan sokak isimleri aldı. Şimdi oturduğum sokağın adı Sincap Sokak, hiç sincapa rastlamadım ama birgün rastlama ihtimalini bile sevdim.

Dünkü Sabah gazetesinde, sevgili eski patronum Ali Poyrazoğlu'nun yazısını okudum. Mayıs'ı öğle güzel anlatmış ki. Ne de çok şey varmış Mayıs ayında. Merak edenler mutlaka okusunlar o yazıyı. Benim takıldığım, uzun uzun gerilere gittiğim ise, Hıdırellez. Bugün Hıdırellez biliyor musunuz? Hani Hızır ve İlyas Peygamber'in tek buluşabildikleri gün. Onların buluşmalarının ötesinde, dileklerin, umutların canlandığı, gerçekleşmesi için türlü oyunların oynandığı gün bugün.

Hıdırellez dendimi aklım hep İzmir'e gider. İstanbul'un hakkını yukarda teslim ettim sanırım, ama İzmir'in yeride apayrıdır belleğimde. Nasıl olmasın ki, evime sadece 3 kilometre mesafedeki okulda yatılı okumamdır İzmir'i farklı kılan. İzmir'de dolu dolu geçen 3 yıldan hatırladıklarımda da Hıdırellez tadı bir başkadır benim için.

Hala öylemi bilmiyorum. 25 yıl önce, İzmir'li için Hıdırellez bir şölendi, yeniden uyanıştı, eğlenceydi, umudu kucaklamaktı. Hıdırellez, akşam toplanıp okuldan kaçmaktı, Pasaportta ütü tostu yemek, Alsancak'ta faytona binmekti. Romanlarla kaynaşıp, gülmek eğlenmekti, çalmak, söylemekti. Balon patlatmak, sarhoş olup nara atmak, bira şişelerini denize atmaktı. Hıdırellez, Karşıyaka'da ateşten atlamaktı. Sevdiğinin elini tutmaktı, birlikte gül ağacına çaput bağlamak, dibine taştan ev yapmaktı. Dilek için yazılan yazıları bulup okumak, yerine başka şeyler yazmaktı. Sabaha karşı okula dönerken, bekçi Dayko'yu atlatmanın planlarını yapmak, reklam tabelalarına taş atmaktı. Keşke tekrar okuldan kaçabilsem, Hızır'dan bolluk, mutluluk, sağlık, barış dileyebilsem. Okuldan kaçmak için çok geç oldu ama ben gül ağacının altına bırakacağım yazıyı da, taşlarıda ayarladım bile. İşin kötüsü bizim apartmanın bahçesinde gül ağacı yok, karşıdaki ağacın dallarını da, alt komşum rahatsız oluyor diye, belediye 3 gün önce kesti. Yok yok kararlıyım, bulacağım çaput bağlayacak bir dal.

..........

Sevgili dostlar, gösterdiğiniz ilgiyi söylemeden ve teşekkür etmeden geçemiyeceğim. Ancak, önemli bir sorunu sizin de yardımınızla aşmayı düşünüyorum. Hergün epeyce bir mail, yollanan adreslerdeki mail kotaları dolduğu için geri dönüyor. Özellikle, yahoo ve hotmail hesaplarındaki kısıtlama buna neden oluyor. Sizden ricam, eğer kahve molasından zevk alıyorsanız, email adreslerinizi en sıkça okuduğunuz adreslerle değiştirmeniz. Bunun da yolu son derece basit, yandaki formdan önce eski adresinizi abonelikten çıkarın, daha sonra yeni adresinizle abone olun. Hepsi bu. Tabi birde web üzerinden okuduğunuz maillerinizi zaman zaman temizlemeyi unutmayın.

..........

Kahvehane Panosu yeterli ilgiyi görmedi. Hafta sonuna denk geldi diyerek bugün gene ben asparagas bir iki haberle örnek vereceğim ama eğer ilgisizlik sürerse, kaldırıp yerine bir başka köşe koyacağım. Haydi yazın birşeylerrrrrrrr...:-))

Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...

Cem Özbatur

 Kahvehane Sahibinden


Rontgenciyim, Rontgencisin, Rontgenciyiz

İnternet ilk çıktığı günden beri, tasarımcılar statik sayfaların yerine canlı, dinamik uygulamalar kullanmanın yollarını arıyorlar. DHTML, Flash, Real Audio/Video, Windows Media,vs. hepsi bu arayışın ürünleri. Binlerce kilometre ötedeki bir konseri, canlı olarak evinizdeki rahat koltuğunuzda oturup TV den seyretmenin zevkini tatmayan yoktur. Oscar törenlerini, tüm Dünya ile aynı anda izlemek teknolojinin sıradan nimetleri arasında artık. Ama ya, TV den seyretmenin güç olduğu yaşama dair olaylar. Örneğin, New York'taki bir taksinin içinden New York sokaklarını görmek, bir İngiliz Pub'ının içini izlemek, Boğaz Köprüsündeki trafiği görmek, Niagara Şelalesine veya Eyfel'in tepesinden Paris'e o anda bakmak, güzel olmaz mı? İşte İnternet tüm bunları bize sağlayabilecek olanaklara sahip. İnternet'e bağlanırken kullandığımız dial-up bağlantılar, streaming video, yani akıcı video görüntülerini uzun uzun seyretmemize maalesef pek olanak vermiyor. İnşallah ilerde hepimizin evinde, ADSL, Kablo Net veya ISDN bağlantılar olabildiğinde, belki TV yi, telefonu da çöpe atıp, bilgisayarlarımızdan dilediğimiz filmi seyredip, dilediğimizle görüntülü görüşme yapacağız.

Şu anki alt yapımızla, bize en uygun internet tabanlı rontgen cihazları olarak "webcam" ler öne çıkıyor. Webcam uygulamalarında, akıcı görüntülerin yerini, belli fasılalarla yenilenen resimler alıyor. Belli bir kaynaktan, belli aralıklarla yakalanan resimler, ftp programı sayesinde sunucuya aktarılıyor. Ve bu resimler, java uygulamaları ile hazırlanmış sayfalar aracılığıyla bizlere sunuluyor. Sunucu aracılığıyla resimlerin sunulması, aynı anda yüzlerce kişinin görüntüleri izlemesini sağlayabiliyor. Oysa bir diğer yöntem olan, kaynağa direk bağlantıyla resmin görüntülenmesi uygulamalarında, bu kaynağın internete bağlı olduğu bandwith (bağlantı hızı) ile sınırlı oluyor. Örneğin, dial-up bağlantısı olan bir kaynağa 2 kişiden fazla izleyicinin bağlanması resimlerin yenilenme hızını 0'a yaklaştırıyor. Gene de, eğer bilgisayarınıza bağlı bir kameranız varsa sizde internete bağlı olduğunuz sürece bir webcam uygulamasını çalıştırabilir ve diğerlerinin sizi canlı olarak izlemesini sağlayabilirsiniz. Bu konudaki en iyi örneklerden biri Camarades. Aynı Icq da olduğu gibi bir sunucu yardımı ile bağlı olduğunuz IP adresi üzerinden insanların size ulaşmasını ve izlemesini sağlayabiliyorsunuz. Aynı sitede, kullanacağınız yazılım ile birlikte diğer kullanıcılarının sayfalarına olan linkleri de kolaylıkla bulabilirsiniz. Hepbirlikte rontgenciyiz ya...

İnternet üzerindeki ilginç webcam uygulamalarından güzel örnekleri aşağıdaki linklerden fazlasıyla bulmanız mümkün.
http://www.webcamworld.com/
http://www.camcentral.com/
http://www.earthcam.com/

 Kahvecinin Günlüğü


  • İLHAN ŞEŞEN-MUAZZEZ ERSOY

    AKM Büyük Salon da, Alzheimer Vakfı Yararına düzenlenen gecede sevilen sanatçılar İlhan Şeşen ve Muazzez Ersoy saat 20:30 da sahne alacak.


  • I. ULUSLARARASI BAHAR FESTIVALİ - ALEXANDRINA PENDATCHANSKA

    Soprano Alexandrina Pendatchanska, saat 20:00 de Aya İrini'de.


  •  Enişte'den Erişte'ler : Ahmet Şeşen


    Ah şu TÜRKÇE !

    Sevgili Editör'ümden FIRÇA'yı yiyince sarıldım tekrar klafyenin tuşlarına : Oysa ne güzel yeni dostların yazılarıyla idare ediyordum. Kahve Molası her geçen gün onların katılımıyla güzelleşiyordu. Ahh ! Şu Editör yok mu ?

    Neyse efendim, gelelim köşeme adını veren yeğenlerime. Yeni evlenmişim, acayip kalabalık bir aileye damat olmuşum bu yetmez gibi 5 tane de hazır YEĞEN...Hepsi birbirinden şirin ! Günler geçiyor ve yeğenler büyüyorlar. Ortanca ağabeyin 2.çocuğu Elçin yeğenim henüz R leri söyleyemiyor. Bilemez tabi kızcağız sonradan bu hususun Talk-show, Laf open Laf, Konuş soluk benizli, Ötün kuşlar itiraflarınızı gibi bir sürü TV programıyla ve Teltim gibi reklamlarla meşhur olma yolu olacağını !

    Biz büyükler de kıza içinde R harfi geçen kelimeleri söylemesini istiyor ve söyleyince de gülüyoruz. " Hadi Elçin, Radyo de, RadaR de, BahaRda tıRtıllaR yapRakları kıtıR kıtıR yiyiyoRlaR de, AskeRleR oRmanda Rap Rap yüRüyoRlaR de ! " gibi çocuğu taciz ediyoruz. Nakliyat işleriyle uğraşan büyük ağabeyin 2.çocuk da aynı yaşta ve Çağatay yeğenim ama ona pek dikkat eden yok. Bir ara duyar gibi olduk ki o da bizim tacizlerden feyiz alarak ve babasının işinden etkilenerek : " TIĞĞĞ kamyonu desene Elçin..! " demez mi ? Meğer o da söyleyemezmiş R leri :

    Yıllar sonra Lise'de biri omzuma dokundu ve tanımadım elbette. " Ben Ayça, ilkokuldan ". Bön bön baktığımı görünce ekledi : " Bak artık R leri söyleyebiliyorum ! ". Tamam Ayça, hatırladım şimdi ..! Kimileri V, kimileri Y kimileri de Ğ diyorlar R yerine. Bir de bu harfe illet olmuşumdur : Yumuşak G...Sert G mevcut değil alfabede : İşaret yukardan olursa; YUMUŞAK ama aşağıdan olursa Ş gibi Ç gibi, yumuşak S veya yumuşak C değil, büyük adaletsizlik bence... Ğ'nin onurunu kurtarmak bana düşmez elbette ama yine ezilmişlerin yanında yer almak adına onu destekliyorum.

    Şimdilerde TELTİM reklamı ile S harfi de nasibini aldı, R gibi. S harfini de araştırırsak onu da bazıları T diyor HULUTİ gibi, bazıları da F diyor FÜLEYMAN gibi : Chat ile beraber bazı harfler de nasibini almadı değil bu furyadan. Mesela yazı başında ben bile KLAFYE yazmıştım. YAFU diyorlar, EWET yazıyorlar, BEAAA, WOUW, HADY, NAPER, İİ, SAOL gibi kelimeler türetip TÜRKÇE'nin içine etmek için yarışıyorlar...
    AllaKtan, I am şakıĞ şakıĞ konuşuyo ve yazyo TÜVKÇE'yi, hemi de hiT kimTenin etkiTi altında Galmadan ve GorGmadan....HepiniSi Şooookkk SeviyoYum KAAAVEEE'ciler :

     Acı Kahve Hatırına : Çağhan Tansel


    Bizim Sizler

    Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba. Geçtiğimiz bir hafta içerisinde yazılarıma konu olabilecek pek çok konu belirledim. Türkiye'de köşe yazarlarının haftada 5 gün gibi bir süreyle yazmalarına rağmen konu sıkıntısı yaşamamaları gerçekten dünya standartları içinde pek de alışık olunan bir durum değil, son zamanlarda bunu daha belirgin bir şekilde fark ettim. Avrupa ve A.B.D.'de sadece belli alanlarda yazı yazan insanlar haftada 5 - 6 gün gibi yoğun bir şekilde köşelerinden okurlarına seslenirken bizde birçok alanda bu ortalama tutturulmuş durumda. Siyaset, ekonomi, mizah vs. Bu tabloya bakarak ülkemizin üreten insanlardan oluştuğunu düşünebiliriz ama hepimiz işin gerçek yüzünü biliyoruz. Biz üretmeyen bir toplumuz ve gazetelerdeki köşe yazarlarının bu kadar yüksek bir ortalamayla yazmalarının sebepleri de ülkemizdeki hemen her alanda kendini gösteren aksaklıklar ve yanlışlıklar. Kişisel ve toplumsal üretimin önemini kavrayamadığımız sürece de bunlar düzelmeyecek.

    2 yıl önce...İncirlik Hava Üssünde babası asker olan bir Amerikalı arkadaşımla konuşuyordum. Önce çeşitli geyiklerle başlayan sohbetimiz daha sonra ciddi konulara yöneldi. Amerikan toplumunun gelişmişliğiyle bizim toplumumuzun elinde bunca kaynak varken neden geri kaldığı konusunda kilitlendi. Konunun kilitlenmesinin nedeni birbirimizin fikirlerine ters düşmemiz değil, arkadaşıma bir türlü Türkiye'nin kalkınamama nedenlerini anlatamamamdı. Daha doğrusu ben anlatıyordum ama o bir türlü anlayamıyordu. Onun sorusu hep sabitti:"Neden?" Bu soruya her cevap verişimde cevabımdan çıkarttığı sonuçla beraber yine bu soruyu tekrarlıyordu. Sonunda öyle bir noktaya geldik ki kendisi aynı soruyu sormaktan vazgeçip başka bir alanda merakını gidermeye çalıştı ve şunu söyledi." Birçok şeyden şikayet ediyorsunuz, bunu anlıyorum. Peki halkınızın üretim seviyesi nasıl?" Buna cevaben yüzüm bir soru işareti çengeli gibi olunca sorusunu örneklendirme ihtiyacı duydu ve ekledi:"Örneğin deminden beri Amerikan toplumundan bahsettik. Amerika'da ortalama bir kültüre sahip her insan kendisine günlük yaşamı içerisinde şu soruyu sorar: 'Elimdeki imkanlara göre şu anda ne kadar üretebiliyorum, yaşam kalitemin neresindeyim?'

    Bu soruları duyduğumdan beri her gün kendime bunları telkin ediyorum, aynada kendimi yakaladığım zamanlarda bunları hatırlıyorum. İlk zamanlar beni rahatsız eden bu sorulara artık çok daha rahat bir şekilde cevap verebiliyorum. Çünkü önceden cevap vermemek için aynanın önünden kaçan bendeniz şimdi özellikle aynanın karşısına geçip bunları tekrarlıyorum. Üretimin sadece iş alanlarında olmayacağı gibi sadece özel hayatta da olmayacağını ve olsa da yetmeyeceğini öğrenmiş biri olarak bu soruyu sizin de kendinize sormanızı öneriyorum. Kafanızı gereksiz yere kurcalayan herşeyi geride bırakın, başkalarının görüşlerini boşverin ve kendinize bunu sorun. Kendi hayatınızı daha anlamlı kılmak için neler üretiyorsunuz?

     Dost Meclisi


    Michelangelo Antonioni'nin 1995 yapımı "Par dela les Nuages" (Bulutların Ötesinde) adlı filminde hoş bir sahne ve hoş bir hikaye vardı.

    Genç kız bir kafede gizemli bir erkekle tanışıyor ve adam ona şu hikayeyi anlatıyordu:

    Bir zamanlar Afrika'da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, beraberlerindeki eşya ve yükleri, hayvanların ve yerlilerin yardımı ile taşiyarak uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Kafile zor doğa koşullarında, balta girmemiş ormanların içinde ilerleyerek, nehirleri, çağlayanları geçerek yolculuğa günlerce devam etmiş. Fakat günlerden bir gün yerlilerin bir kısmı birden durmuşlar. Taşıdıkları yükleri yere indirmişler ve hiç konuşmadan beklemeye başlamıslar. Ulaşmak istedikleri yere bir an önce varmak isteyen batılı arkeologlar bu duruma bir anlam veremeyip, zaman kaybettiklerini, bir an önce yola devam etmeleri gerektiğini anlatarak, yerlilerin neden durduklarini öğrenmek istemişler. Fakat yerliler büyük bir suskunluk içinde sadece bekliyorlarmış. Bu anlaşılmaz durumu yerlilerin dilinden anlayan rehber, onlarla bir süre konuştuktan sonra şu şekilde ifade etmeye çalısmış:

    "Çok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor."

    Modern şehir hayatının ve çağımızın getirdiği en büyük sorunlardan biri bu; "hızla ve sonu bir türlü gelmeyecek olan hedeflere doğru çılgınca koşuşturmak" ve koşuştururken etraftaki ayrıntıları, manzaraları, küçük mutluluklarü, kısaca hayata dair pek çok yaşanası güzelliği görememek ve kaçırmak...Ya da yaşanan yığınla drama, saçmalıga ve ilkelliğe seyirci kalmak, duyarsızca sadece bakıp geçmek ve gitmek...

    Halbuki durup ruhlarımızı beklemeli,
    Müziği duymaya calışmalı,
    Yavaş dans etmek için çaba sarfetmeli,
    Her günün bitiminde yatağa uzanıp "kendimize doğru bakmalıyız".

    Ümran TATAR

     Kahvehane Panosu


    Müessesemizde boğaz tokluğuna çalışacak şairler aranıyor. İsteklilerin arzularını şiirle beyan etmesi esastır.
    Editör
    Bir gün gelecek herkes Altay'lı olacak.
    Savulunnn..
    ALTAY geliyor ALTAY


     İşe Yarar Kısayollar


    http://www.doktorhakan.com
    Nitelikli bir sağlık sitesi. Sitede bulunan sağlık ansiklopedisinde kafanızdaki pekçok soruya cevap bulmanız mümkün.

    http://www.siirdemeti.com
    Şiir dostları için güzel bir arşiv. Kendi şiirlerinizi de yollayabiliyorsunuz. Hoş ben şiirlerinizi Kahve Molası'na yollamanızı isterim de:-)) Gene de tercih sizin.

    http://www.evyemegi.com
    Çalışan, okuyan baylar vede bayanlar, müessesemiz sizleri de düşündü ve bir yemek sitesi buldu. Tarifler, püf noktaları dahil epeyce bilgi var. Akşam ne yapsam diye düşünmeyi bırakın, şöyle bir dolaşın.

    http://www.turkish-media.com/y_h/turk_map.htm
    Turizm sezonu başlıyor. İhtiyaç duyanlar için Türkiye yol haritası. İşe yarar gibi görünüyor.

     Damak tadınıza uygun kahveler


    Windows Media Recorder v1.0 [125k] W9x/2k/XP FREE
    http://www.netfor2.com/WMR10.zip

    Windows Media Player'la internet üzerinden izlediğiniz bazı klipleri, bilgisayarınızda saklamak istemişsinizdir. Ancak bunu yapmak pek de kolay değildir. Bu küçük program size bu olanağı sağlıyor. Böylece internetten izlerken kesik kesik seyrettiğiniz veya dinlediğiniz klipleri akıcı bir şekilde tekrar tekrar oynatabiliyorsunuz.

    Site Popper v3.0 [1.0M] W9x/2k/XP FREE
    http://www.sitepopper.com/downloads/classic/setup.exe

    İnternette gezinirken, girdiğiniz bazı sitelerde karşınızda ısrarla çıkan pop-up pencerelerinden hoşlandığınızı söyleyemezseniz. İşte bunlardan kurtulmanın yollarından biri de Site Popper kullanmak. Bu program sadece pop-up pencereleri halletmekle kalmıyor, ayrıca size tarayıcınızı en yüksek verimde ve kolaylıkla kullanmanızı, dikkatinizi sadece gezdiğiniz sayfaya odaklayabilmenizi sağlıyor.
    http://kmarsiv.com/sayilar/20020506.html 6 Mayıs 2002 - ©2002-kmarsiv.com
    istanbullife.com