KMD 4.SAYI



Yazılan,  Okunan,  Kopyalanan,  İletilen,  Saklanılan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete Yıl: 4 Sayı: 864

Sisteme gir!

Merhaba Sevgili KM dostu, hoşgeldiniz!

 21 Kasım 2005 - Fincanın İçindekiler


 

 Editör'den : Berbat bir Pazar akşamı!..


İyi haftalar,

Aslında haftaya epeyce şey söyleyerek başlamak istiyordum ama geçirdiğim berbat Pazar akşamı buna engel oldu kusura bakmayın. Bir ultramodern alışveriş merkezinin otoparkında ikibuçuk saat mahsur kaldım. Nasıl ama? Oysa herşey ne güzel başlamıştı. Kızımla güzel bir öğleden sonra geçirmek üzere başlamıştı yolculuğumuz. Yorulup 17:00 de otoparktan arabayı çıkarmaya çalışmamla tüm büyü kayboldu, kabus başladı. Temiz havaya çıktığımda saat 19:30'du. Yalanım varsa şurdan şuraya gitmek nasip olmasın. Benimle aynı kaderi paylaşan mutlaka birileri vardır aranızda. Böyle kepazelik olmaz. Aslında günah alışveriş merkezinden ziyade sinyalizasyondan görevli belediye çalışanlarında. Merkezden çıkan dört şeritli yolu tali yol addedip, anayol olduğunu varsaydığı 2 şeritli caddeye 90 derecelik açıyla ve sadece 12 saniye yeşil yanan bir trafik lambasıyla bağlayan aklı evvelden Allah razı olsun ne diyeyim. Demem o ki, benden bu kadar, ben pikabın sesini biraz açıp kaçıyorum. Rolling Stones söylüyor, Angie. Hepinize karsız, buzsuz bir çalışma haftası diliyorum. Esenkalın.

Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...

Cem Özbatur

6 Mesaj/Yorum var. Mesaj/Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Kahveci : Arzu Baloğlu


Paylaşılamama mı? Yoksa kaybetme korkusu mu?

Uludağ'ın kıvrımlı ve de buzlu yollarından kaya kaya iniyorduk ki telefonumun cevapsız aramayla dolmuş olduğunu fark ettim. Kim bu? diye merakla arayan numaraya bakarken "bilinmeyen numara" olması beni germişti.

Harika bir tatil sonrasında, bembeyaz karların üstünden böylesine hoş bir yumuşaklıkta kayarken ve öylesine dinlenmiş ve huzurluyken kimdi bu arayan?, neydi bu "bilinmeyen numara..!" Sessizce tekrar aranmayı bekledim, arayan yoktu. Tahmin ettiğim arkadaşlarıma sordum, hayır onlar değildi. Ailem hiç değildi, kimseden de telefon beklemiyordum. Belki yeni işimden birisi arayabilirdi ama onların numarası "bilinmeyen numara" değildi. Ayrıca, kısa bir tatile gittiğimi biliyorlardı, rahatsız etmezlerdi. Hay Allah, telefon garip bir suskunluğa büründü. Gözüm, kulağım, elim ondaydı ve ama arayan yoktu.

Bursa'ya varışımıza kadar ağzımı bıçak açmıyordu, başıma kötü bir şey geleceğimi hissediyordum ve beynim uğuldamaya başlamıştı. Sonunda Bursa ya vardık ve akşam yemeği için mola verdik. Grubumuzla yenen hoş sohbet bir akşam yemeği sayesinde kuşkularımı bir süre unutmuştum. Tam elimi yıkamak için lavaboya gidiyordum ki telefonum çalmaya başladı. Hızla çantamdan çıkardım ve "bilinmeyen numara'ya" isteksiz bir ses tonuyla "alo" dedim. " -Merhaba Nasılsınız?" diye başladı telefondaki ses. "-İyiyim siz nasılsınız ama tanıyamadım" dedim. " "-O kolay. Şimdi kolayca hatırlatırım. 2 hafta önce sizinle son görüşmemizi yaptıktan sonra bizden düşünmek için izin istediniz, ve o görüşmedeki hava sadece prensip olarak anlaştığımız, ayrıntılar için de tekrar plan yapacağımız idi. Biz her şeyi size uygun hazırladık, beklentilerinizi kabul ettik. Sizi böylesine beklerken nasıl bizim teklifimizi kabul etmeyip başka şirkette çalışabilirsiniz…..! " Telefon kafamda parçalanmış gibiydi.

Evet, telefondaki sesi gayet iyi hatırlamıştım. Bir yandan havanın soğukluğu öte yandan konu beni dondurmuştu. Bir süre tutulduktan sonra kendimi toparlayıp sordum. "- Sizinle tam olarak anlaşmamıştık. Bir profesyonel olarak benim iş görüşmelerim devam ediyordu ve diğer firmanın teklifini tercih ettim. Özür dilerim. Hatalı davrandığımı sanmıyorum" diyebildim. Rahatlamıştım. "Bilinmeyen numara" tanımlanmıştı ve konuşuyordum, konuştukça açılıyordum ayrıca kendime güvenim artmıştı.

Arayan Türkiye'nin büyük teknoloji firmalarından birinin yönetim kurulu başkanıydı ve beni ikna etmeye uğraşıyordu. Fakat, ikna etmeye uğraşırken sesi kızgındı, öfkeliydi ve belli ki kaybetmeyi sevmiyordu. Telefondaki sesin rengindeki hırsı anlamıştım ve bundan gizli bir mutluluk duyuyordum. Aslında belki benimle de çok ilgisi yoktu. Tıpkı diğer büyük ve de önemli insanlar gibi kaybetmek istemiyordu.

Ben daha sakindim ve gittikçe çözülüyordum. Hele konuştukça daha güzel cümleler kurmaktan ötürü mutluydum. Telefondaki sesin öfkesi ise artıyordu. "-Siz sadece benimle çalışabilirsiniz. Nerede çalışacaksanız bulurum, uğraşırım ve işinizi engellerim. Bunu unutmayın, birlikte çalışmak üzere sizi bekliyorum. Kimseyi yerinize işe almayacağım, sadece sizi görmek istiyorum. " diye tehdit etti ve kapattı.

İşte, iş değişikliği nedeniyle kendime verdiğim bu kısa tatil kaçamağı burnumdan gelmek üzereydi. Başlangıçta, paylaşılamama duygusunun verdiği gurur vardı ve çok güzeldi. Ağzım açık dinlemiştim, aynı anda iki firma benimle çalışmak istiyordu, üstüne üstlük holdingin sahibi saatlerce benim peşime düşmüştü. Ben ise ne istediğimi bilen bir eda ile cevaplamıştım. Adam, bu gerçeğe inanamıyordu, en sonunda ise işi tehdide sürmesi, mutluluktan kesilmiş ayaklarımı hızla indirmişti, bu durumda kafam fazlasıyla karışmıştı.

Yemekten çıktık, arabalara biniyoruz. Yine bir telefon sesiyle ürpertim. "Eyvah bu kez yeni bir tehdit alabilirdim. Adam beni razı edene kadar bırakmayacak gibiydi. " Elim titreyerek baktım ki uzun bir "-ohhhh"çekmişim. Arayan yeni firmamdandı. İşe girmemle ilgili kısa bir şey soruyordu. Aslında yine rahat değildim, bu kez yeni firmayı bulup, harekete geçmiş, bir şeyler çeviriyor olabilirdi. İşadamlarının bazılarının başarı için her şeyi yapabileceklerini düşünürdüm. Güzel bir tatil dönüşüydü ve bir telefonla hayatım nasıl değişmişti….Korkuyordum, ne yapabileceğimi bilmiyordum ve başımın ağrısı artmıştı.

İstanbul'a nihayet döndük. Arkadaşlarım neler olduğunu merak etmekle birlikte hiç sormadılar ama çok ilgilendiklerine eminim. Bense, onların sayesinde dönüşte yaşadığım bu psikolojik trafiğin sancısını hafifletmiştim. Ama sağlıklı olarak olayları düşünmek ve bir karar vermek zorundaydım. Oysa beni arayan holding patronunu ilk gördüğümde ne kadar etkilenmiştim. Her bir karesi iyi bir mimarın elinden çıkmış muhteşem çalışma ofisine girdiğimde, elinde en iyi kalite purosunun yaydığı muhteşem kokunun da etkisiyle ve herkesçe bilinen düzgün fiziğini gördüğümde bir süre tutulduğumu itiraf etmeliyim. Nasıl da hızla koltuğundan kalkıp, gözümün tam içine o muhteşem gözleriyle bakarak ve böylece içimi eriterek "Hoş geldiniz. Size ne ikram edebilirim?" demişti. Her şey ne kadar etkileyiciydi ama mantıklı olmak gerekiyordu, benim kariyerim söz konusuydu. Kaç kez toplantı yaparak konuştuğumuz iş, yaptığım araştırmalara göre bana uymuyordu. İşyeri uzaktı, işin sorumluluğu büyüktü ve bütün bu çekiciliğin yanında patronum zor adamdı. Birlikte çalışmak zor olacaktı. Bunlar araştırma bulgularımdı. Hislerim güzeldi ama ben duygularım yerine doğrulara göre karar vermeliydim. Ben onunla çalışamazdım. Nitekim görüşmelerimiz tamamlandıktan ve düşünme süresi de geçtikten sonra arayıp, üzülerek birlikte çalışamayacağımı bildirmiştim. Bu karar zor olmuştu ama alternatif firmada çalışmak benim için daha hayırlıydı….

İstanbul da ertesi sabah yeni işimde ilk günümdü. İlk günler zor olmasına rağmen bizler gibi 15-16 senedir bu vakalara alışmış olanlar için artık otomatikleşmişti. Benim için işteki ilk günler sorun değildi ancak endişeliydim, korkuyordum ve bunları biriyle paylaşmam gerekiyordu. Her an her şey başıma gelebilirdi. İşe konsantre olamıyordum, çünkü kafam karışmıştı. Diğer firmadan karşı atak gelebilirdi, sektörümüz geniş değildi ve her hareket çabuk duyulurdu. Sadece bana değil firmaya da zarar verebilirdi, bunu benden dinlemeleri gerekirdi. İşe girişimin ilk cuması akşama doğru yönetim kurulu başkanımla bu vakayı paylaşmaya karar verdim. Sekreterinden randevu aldım, kendime güvenin ve şirket de yeni olmanın verdiği güçle derin bir ohhh çekerek kapıdan içeriye daldım….

Yönetim Kurulu Başkanım konuya giriş yapar yapmaz, hiç beklemediğim şekilde bıyık altı gülümsemeye başlıyordu ve yazdığı yazıyı kesip bana dönüyordu " - Hiç kendini yorma. Ben herşeyi biliyorum. Ben senin benimle paylaşıp paylaşmayacağını merak ediyordum. Ayrıca bu bir test di. Teşekkür ederim. " dedi. Meğer benim üzerimde bir oyun oynanmış. Meğer benim gerçek olaylar karşısında davranışımın ne olacağı takip edilmiş. Sektörde bilgi bu kadar hızlı mı yayılıyor şaşırdım kaldım. Bu patronlar bizim bildiğimizin birkaç üstünü biliyorlar kimsenin endişesi olmasın. Bunlar doğru karar verme adına her şeyi yaptırabilir. Duruma göre can ciğer dost, duruma göre düşman rolü oynayabilirler. Benim vakada ise benim kararımın bilgisi sektörde hemen gerekli kişilere ulaşmış, aralarında konuşmuşlar, muhtemelen anlaşamamışlar ve en sonunda böyle bir oyunla karşıma çıktılar. Burada tepkime göre üzerimde yeni kararlar alınacaktı.

Sonuç olarak, kendimi iyi hissediyordum ve artık işime konsantre olabilirdim. Kimse bana ve şirkete iş dışında engel olmazdı. Şimdi iş ile ilgili sorunlarla ilgilenebilirdim çünkü konuşmuştum ve daha rahattım.

Firmada birkaç sene çalıştım ve bu süre boyunca tercih etmediğim diğer firma ve patronu da takip etmeyi ihmal etmedim. Bazen de "-Acaba hakikaten doğru bir karar mıydı diye de düşündüğüm zamanlar olmuştur. Diğer patronun basında fotoğraflarını gördüğümde içimi çektiğim de olmuştur. Fakat zaman gösterdi ki kaybetmeyi hazmedemeyip, elemanını rakibe kaptırmanın öfkesiyle bana telefonda saldıran, tatilimi rezil eden işadamı şimdi işleri de kaptırdı. Çok hırslı olmak etrafa saldırmak iyi değildi. Şimdi ortada ne çalışan ne de şirket kaldı. Demek ki karizma bir şeydi ama her şey değildi, araştırmalıydı, soruşturmalıydı ve iyice düşünüp gerekirse her şeyi göze alıp, inatla, güvenle doğru bildiğimiz yolda gitmekti doğru olan. En önemlisi ise, birlikte çalışacağın kişi veya kişileri doğru seçmekti. Kararlı olmaktı. Ben de onu yapmıştım.. Huzurluydum.

Daha sonraları yine işler, yine patronlar değişti. Her seferinde yine sancılıydım yine başım ağrıyordu. Kararsızdım. Bazen doğru seçimdi bazen değil. Ama her iş veya her patron yeni bir fırsat dı yaşamı tanımak için….

Arzu Baloğlu
www.arzubaloglu.com
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 9,509,509,509,509,509,509,509,509,509,50
              4 Kahveci oy vermiş.
4 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

Feride Özmat

 Kahveci : Feride Özmat


  Kış Güneşi

            Saklı ülkenin göçmen kuşu'na...
            Sevgi ve özlemle...


Ve güneşin bakışı sızar sabaha;
sesi keskin
/soluğu keskin.
Yayar güçlü ellerini saçlara.

Ebediyete uzanır katışıksız sükûnet.
Güne kıyasıya sarılır alaca hararet.

Gecelerce aranır sevgilinin kırık kalbi.
Sabır sınanır canda;
ıslanır gönlün kırık dökük tuşları.
Serpilip büyür
/uzar hasretin yokuşları.

Küskünlüğü yavaşlar maşuk satırların.
Beklenir seven
/bekler sevilen.

-Dizeler bile dargın kalamaz ne de olsa-

      Ve döner a ş k...
Müjdeler olsun size, ey düşler!

Geldin;
göğsüme aşkın madalyasını takmaya.
Zamandan çalmaya harlı anları;
kasırgalar doğurmaya yeni uyanışlarda
/özlem sancılı ellerinle.

Geldin;
hüznün nefesini kesmeye.
      H o ş g e l d i n...

Ve solar yüreğin hazanı.
Şarkılar yeniden ışıl ışıl parlar
kış güneşiyle fütursuzca şakır notalar.

      Susun artık;
            ey hüzünlü anılar!

Feride Özmat
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              2 Kahveci oy vermiş.
4 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

Nadya Alpkonlar

 Barış Köşesi : Nadya Alpkonlar


   UZAY ASANSÖRÜ

SOKAR SENİ SEVİYORUM TÜRKİYE !

İçinde yaşadığımız DÜNYA çok güzeldir !
Hele hele TÜRKİYE'MİZ daha da güzeldir !
Seni seviyorum TÜRKİYE !

Birçok ülke gezdim, birçok Metropoller dolaştım.
Uzun yıllar yabancı bir memlekette yaşadım.
Yine de Türkiye'yi hiçbir ülke ile değiştirmem.

Neden bunları yazıyorum?

Çünkü Türkiye, gerçekten, hem kültür bakımından, hem de doğa güzellikleri bakımından göz kamaştıran bir ülkedir.
Gurur duymamak elde degil.

Bu gurur duygusu sadece Türkiye'nin güzellikleri ile sınırlı değil tabii ki.

Son zamanlarda, deryalar içeren dünyamız, gelecek yıllarda azalacak enerji kaynakları yüzünden alarm sinyalleri vermeye başlayınca, ileriyi gören genç BEYİNLER devreye girip, enerji kaynaklarına alternatif aramaya başladılar.

Tam bu noktada Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bir bilim adamı devreye giriyor ve imzasını attığı bir proje ile bizim gurur duymamıza vesile oluyor.

Tabii bu arada, söz konusu Türkiye olunca, benim de araştırmacı yönüm tekrar tetikleniyor.

Bu gurur kaynağımızın ismi Doç. Dr. Serkan Anılır.

Serkan Anılır 1973 yılında Almanya'nın Köln kentinde dünyaya gelmiş.

Yedi yaşında Türkiye'ye gelen Anılır ilk ve orta öğrenimini Bursa'da, üniversiteyi de Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde tamamlıyor.

1996 yılında Almanya Bauhaus Üniversitesinde yüksek teknoloji mimarisi üzerine Yüksek Lisansa kabul ediliyor. Üniversitenin mecbur tuttuğu stajını 1997 yılında Avrupa Uzay Ajansı'nda yapıp, dünya yörüngesi üzerindeki Uluslararası Uzay Merkezi'nin (ISS) tasarımında aktif rol alıyor.

'Uzay mimarisini güçlendirmek için dizayn ilkeleri' isimli tezi ile alanında bir ilke imza atıyor.
Daha sonra 'UZAY ASANSÖRÜ' Projesi ile de Japonya- Tokyo Üniversindesi'nden burs kazanıyor.
Bu üniversitede de doktora derecesini alıyor.

Japonya'ya gittikten iki ay sonra, tek uzay mimari departmanı olan Shimizu Şirketinde görev alıyor.
2000 yılında, NASA'da, yaptığı çalışmalarla ilgili bir konferans veriyor.
Bu konferans Serkan Anılır'a NASA'nın kapılırını açıyor.

Japonya'da, NASA'ya bağlı olarak iş yapan Kajima Şirketi'nde uzay tasarım çalışmalarını hazırlamaktan sorumlu gurubun başına getiriliyor. Orada, uzayda yapılacak binaların mimarisini çizmeye başlıyor.

Daha sonra NASA'nın üzerinde çalıştığı UZAY ASANSÖRÜ Projesi çalışmalarına "ATA" adını verdiği proje ile katılıp Birincilik kazanıyor.
NASA o kadar etkileniyor ki, bu projeyi ilerletmeye karar veriyor.
Anılır 6 ay NASA'da çalıştıktan sonra projesi ile Japonya'ya geri dönüyor. Sebep de bu projenin maliyetinin çok yüksek olması.

Japonlar dört elle bu projeye sarılıyor.
Japon Uzay Havacılık Dairesi'nde (JAXA) çalışmalarını sürdüren Anılır çeşitli üniversitelerde de ders vermeye başlıyor.

Aynı zamanda, azalan enerji kaynaklarına alternatif olarak bir paneli uzaya göndererek, üzerindeki donanımlar sayesinde güneş enerjisini dünyaya ulaştıracak bir proje üzerine de çalışmaları devam ediyor.

Asansör projesinin amacı ise, insanları roketle değil de bir asansör sistemiyle uzaya götürmek. Proje gerçekleştiğinde artık sadece astronotlar değil, tüm insanlar istedikleri zaman uzaya gidebilecekler.

Bütün bunlar insana ÜTOPYA gibi geliyor!

Diğer taraftan, eskiden 'uçmak' bile imkansız görünürken, bugün insanlar Ay'a gidip üstünde dolaşıyorlar!

Demek ki, uzay gibi, insan beyninin de sınırları yok!

İşte bu beyinlerden biri TÜRK beyni olunca, biz de sınırsız gurur duyuyor, mutlu oluyoruz.

Doç.Dr. Serkan Anılır'a buradan, hepimiz adına, başarılar diliyorum.

Kimbilir, belki bir gün "ATA" isimli asansörle uzaya gideriz.

Uzayda buluşmak dileğiyle...

Nadya Alpkonlar
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              5 Kahveci oy vermiş.
12 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Kahveci : Derya Berrak


S-anrı

Kumrunun boynundaki gökkuşağı renkleri olurum bazen, pencerenin diğer yanında. Yetim bakışlarım gagasında bu aşkın. Bırakılan ekmek kırıntıları belki anılar. Pencereye bak görmek istersen .Uzağım... Dışarıdayım... Kimse bilmez.. Bilmeyi bilirsen bir sen.... hepsi o.

Bir sonbahar sarısında göçebe hüzün. Havada küflü güneş kokusu. Eski bir semtin gözlerimdeki buğusu ya da dallarını yitirmiş bir ağacın gecesi ne fark eder. Yaşıyorum işte. Sesime uyanarak bazı geceler ve vararak sığındığım limana . İpsiz bir şamandırada gördüğün martıyı anımsa. "Denizi tükenmişse ölüdür" derdin. Ben bilmem. Karışmam bizden ötesiyse zaman, zaman yok.

Yorgun aynalar titrer yanına geldiğimde. Öylece izlemek bir kadermiş gibi seni. İşte bütün mesele ; pencerenin diğer yanındayım . Acıyan gözlerle bakan bir kumrunun gözlerinde, camın yansımasından kendi gözlerin sandığın . Acıttığın yanımı asıyorum gökyüzüne -bak acıyorum en çok sana, biraz da kendime!

Yokluğum kör olmak için, gözlerim görmesin diye başkalarıyla seni . Yıkılacak bir kozada doğurduğun ipek böceğinin acısına şahit olamam. Düşüyormuşum ya aklına zaman zaman, merak etme hayattayım.

Ölmekse gitmek senden, ben gitmem... Buradayım.

Derya Berrak
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 8,718,718,718,718,718,718,718,718,71
              7 Kahveci oy vermiş.
4 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

Kemal Beşgül

 Kahveci : Kemal Beşgül


  EXTACY İLE BİRA İÇİLİR Mİ?

"Ezik insanlar kendilerine yarattıkları sanal ortamlarda güdülerini tatmin ederler" demişti ev arkadaşım. Bir taraftan bakıldığında ne kadar doğru bir söz.
Ezik insanlar...

Bile bile sevgi uğruna ezik kalan kaçımız?
Çevreye "kazak erkek" veya "dominant teyze" görünme çabaları?
Atalarımızdan kalan bir genden kaynaklanıyor olsa gerek; çoğumuz hükmetmeyi, ipleri elimizde tutmayı seviyoruz değil mi?
Aldatıldığını bile bile bu sevgiye devam etmeyi.
Ezik olmayı...
Çaresiz kaldığınız zamanlarda kime sığınırsınız?
Kaç DOST'unuz var hayatta?
Doğru sorular sorulduğunda, insan nasılda yalnız hissediyor kendini.
Sen mesela;
Ne kadar dürüstsün hayata?
Kendinden nefret ettiğin olmadımı hiç?
Tüm bunları bırakıp düşünün.
Günde kaç kez bakıyoruz aynaya.
Kaçımız güzel
Kaçımız yakışıklı
Kaçımız yaşlandığını
Kaçımız üstündekinin yakışmadığını düşünmek dışında öylece izliyor kendini?
düşünün sadece...
Ve şimdi yazıma yorumlarınızı yazıp ezin beni isterseniz;
Ne de olsa siz KAZAK
Ne de olsa siz DOMİNANT'sınız.
öyle değil mi?
pardon bu arada;

EXTACY İLE BİRA İÇİLİR Mİ?

Kemal Beşgül
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              1 Kahveci oy vermiş.
14 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Kahveci : Semra Karabulut


BOŞ MU DOLU MU?

Günlük rutinlerin peşindeyiz yine.
Yine bir gün ,
Yeni bir gün .

Aslında "neden hep aynı şey" diye düşündüğümüz olur çoğu zaman.
"Amaan boş ver" deriz ve geçeriz saniyesinde…
Boş versek yine iyi…
Hep tekrar eder aynı cümleler,
Tekerleme gibi…
Tek farkı, farklı günler de olmasıdır,
Aynı zamanda değil.
Etrafımızda birçok şey olup biter, biz kaygılanmayız bile ne oluyor diye.
"Fani şeyler" der geçeriz…
Kimileri konuşur, belki birileri duyar diye.
Bazıları da susar "aman söyledikte ne oldu bu zaman kadar" misali.
Hani bazı bilim adamlarının bir savı var konuştuğumuz ve çıkarttığımız her ses uzayda bir yerde saklı, depolanıyor …
Acaba düşündüklerimizde var mıdır bir yerlerde?
Yoksa kendi bilinçaltımızda mı saklı, kafamızın içinde mi dönüp duruyor sadece??
Aslında etrafımızdaki tüm konuşmaların düşünceden çıktığını biliyorsak,
O zaman "Düşünmeden konuşmak" deyimi nerden çıktı ?
Bence konuşulanı düşünmediğimizden düşüneni bastırma eğilimimiz var bizim.
Halbuki sokakta yürürken, yanımızdan geçenin söylediğini ,
Veya otobüsteyken o kalabalığın uğultusunda bile sohbetin içeriğinden geri kalmayız.
Bu da merakımızdan ileri gelse gerek.
İnsanlara karşı düşünceli ve duyarlı olduğumuzdan değil yani…
Hadi buna da bir "boşveer" diyelim.
Bunun daha basit bir örneği daha var.
Evimizin içinde birbirimizden istediğimiz basit bir şey de bile mesela su Sadece "misin" eklediğinde ne kadar farkı hissettirir bize kendimizi.
O yüzden konuşurken karşımızdaki,yanımızdaki veya içimizdekiyle bir kenara koymalı narsisliğimizi,
Sadece saygı duyarak dinlemeliyiz ,yormalıyız, hatta katılmalıyız düşüncelere, o boş vermişliğimize.
Artık boş vermişlikler yerine hayatımızı acabalar,olabilirler,gülümsemeler ve hatta yeni ufuklar alır farkında olmadan…
Biz biz olmaktan boş vermişlikler sayesinde çıkarız.
Hiç kimse hiç kimseye boş vermez aslında,sadece kolayına kaçar işin.
Ben diyorum ki;
Biz boş vermişlerden değil , boş verenlerin duyularını açanlardan olalım.
Şimdi sizlerin düşüncelerinizle ve benim söyleyişimle
Bir BOŞ VERMEYELİM!...

Semra Karabulut
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              2 Kahveci oy vermiş.
5 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Kahveci : Murat Çiftçi


Karabatak

Aslında seni kaybetmek sandığından da kolay değil.
Gözlerinin yansıttığı anlam,
Sıradan bir sevginin halusulasyona uğramış hali.
Yoksun burada
Seni en son gördüğümde,
Ay ışığı gözbebeklerinde dans ediyordu…
Aklına gelenlerden dolayı irkilirsin,
Cümlelerin dediğine göre,
"bu karanlık anlar hep böyledir"
Ne alaka !!!
Şimdi bizim yazar delirdi mi?
Adam cümlelerde konuştuğunu iddia ediyor.
Şizofren…
Bak bir de şizofren teşhisi koydu.
En son seyrettiği filmden etkilenmiş olacak…
Salak şizofren teşhisi koyabilmen için onbeş testin de pozitif çıkması gerekiyor.
Konuyu dağıtma.!!!
Bildiğim bir şey var
Her yatağa girdiğimde ortalık süt liman.
Biliyorlar kalkıp not almayacağımı.
Şuan aklıma gelmeyen bol yıldızlı beter böcek cümleler…
Günahsız kahkahalar…
Cilveleşen kelimeler…
Uyandığımda nereye iltica ettikleri bilmediğim şiirler.
Neyse.
Odanın duvarları can çekişir.
Resimlerin suratları asılmış.
O odaya girmeme nedenim seni kapsamıyor.
Ayağıma dolanan saç değildi
Geçmiş de toplamayı unuttuğum patlamaya gebe duygulardı.
Hiç hesaplara dahil edilmemiş kıskançlıklara tepkisiz kalmak
Sana en anlamlı tokadım dı.
Ruhunun gizemi.
Adını taşınmaz yapan.
Sabahsız muhabbetler de.
Fondan gelen melodik duyguların kendini koyu vermesi
O melodiyi göğüsleyen sen
Kendini tutmayı bilmen
Sevgindeki saygı, omuzlarındaki yük.
Davetsiz sancılar,
Yaşadığın haksızlıklar.
Duygularının karşılığını bulamadığın kelimeler,
İsyanlarındaki dengesizliği taşıyabilir mi gözyaşların.

Karabatak gibi,
Yüreğime dalıp dalıp sana ait olan kırıntılarla beslenme.

Murat Çiftçi
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 8,008,008,008,008,008,008,008,00
              4 Kahveci oy vermiş.
7 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 YILDIZINIZ KIPIR KIPIR, YA SİZ?


  Ailenizin Yıldız Falcısı : Nurettin Özdemir


KOÇ   (21 Mart-20 Nisan)
Ceviz kabuğunu doldurmayan detaylara takılarak ilişkilerinize gölge düşürmeyin koçlar. Çarşamba günü sabırlarınızın sınavdan geçeceklerini söylemeliyim. Atılımlar gezegeni Merkür' ün yeni haftanızda sizlere getireceği enerjileri akıllıca kullanın ve büyüklerinizin tecrübe dolu tavsiyelerini dinleyin. Sosyal yaşamınızda elde ettiğiniz başarıların getirdikleri rahatlıklar şimdiden yüzlerinizden okunmaktalar.

BOĞA   (21 Nisan-20 Mayıs)
Burcunuzun son dönemlerinde doğanlarınız hariç diğer boğalar özellikle salı gününe dikkat etmeliler. İlişkilerinizde sizleri bilançolara kadar götürebilecek günlerde oluşunuz haftanızı oldukça hassas kılmaktadır.. Enerji dolusunuz ama eliniz kuvvetli değil sevgili boğalar, yoğun ve sıkıcı çalışmalarınızın meyvelerini toplamak için biraz beklemeniz gerekecek.

İKİZLER   (21 Mayıs-21 Haziran)
Fokur fokur kaynamakta olan ilişkilerinizin bu hafta patlamalara gebe olduklarını belirtmeliyim ikizler. Ya kendinizi anlatamıyorsunuz ya da size söylenilenlere kulaklarınızı kapatmışsınız. Herhalükarda ortamlar muazzam elektrikliler. Mesleki uğraşılarınızda alışık olduğunuz klasik plan ve hareketlerden vazgeçerek kişiliklerinize daha uygun düşecek liberal yöntemleri tercih etmelisiniz.

YENGEÇ   (22 Haziran-22 Temmuz)
Venüs'ün sizlerle saklambaç oynamaları sonucu sevgilerde inişli çıkışlı günlere namzet haftanızda kendinizi anında umutsuzluklara veya şüphelere kaptırmayın yengeçler. Yeni bir atılım için planlar yapmaktasınız ve sonuna kadar gitmelisiniz bunun. Gelecek günlerde ihtiyacınız olan pozitif enerjilere kavuşacaksınız. Şanslar sizinle olacaklar.

ASLAN   (23 Temmuz-22 Ağustos)
Yeni haftanız sizlere daha çok işyerlerinizde meslekdaşlarınızla olan ilişkilerinizde mutluluklar getirecek sevgili aslanlar. Bunun yanı sıra içinizden geçen kronik depresif duygulara yenilmemeniz için dost çevrelerinize yakın durmalı ve onların samimi tavsiyelerini bir yerlere yazmalısınız.. Pek sevmezsiniz ya sizlere akıl verilmesini.. Yeni sorumluluklar yükleneceğinizi de belirtmeliyim.

BAŞAK   (23 Ağustos-22 Eylül)
Sevgililerinize kucaklarınızı kocaman açın başaklar. Şimdilik ertelenen proje veya yolculuklara rağmen haftanız oldukça dinamik günlerle dolu dolu gelmekte. Şans ve başarıların gezegeni Jüpiter'in koruması altındasınız. Yabancı ülke veya insanlarla ilgili projelerinize öncelik verin bu güzelim haftanızda. Özellikle 2006' da büyük başarılara koşacaksınız.

TERAZİ   (23 Eylül-22 Ekim)
Geçmişte yaşadığınız yörelere ziyaretler veya dönüşlerin haftasında en büyük engeliniz hissedeceğiniz manevi tatminsizliklerin yoğunlukları olacaktır. İçinizdeki moralsizliklerin esas nedeni yeni yaşam özlemleri içinde oluşunuzdur. Bunun sizlere belli bir manevi baskı kurduğunu göz ardı etmemelisiniz. Haftanızı son kararlar için değil ama daha ziyade olumlu düşüncelerle dolu projeler yaratmakla geçirmelisiniz..

AKREP   (23 Ekim-22 Kasım)
Bu hafta duygusal ilişkilerinizin hassas dengelerde olacağı günlere hazırlıklı olun akrepler. Evle ilgili ve mesleklerinizden kaynaklanan ufak tefek dertleri büyütmemeye gayret göstermelisiniz yoksa sevdiklerinize isyanları yaşatacaksınız bunu bilin.. Karar ve manevra serbestliklerinize rağmen yinede bu hafta önemli konularda gecikmeleri, blokajları yaşayabileceksiniz.

YAY   (23 Kasım-20 Aralık)
Yeni doğumların veya projelerinizin çeşitlilikleri ve yoğunlukları yüzünden eşlerinizi ihmal ettiğinizin belkide farkındasınız yaylar.. Sizlerede hissettirilmekteler zaten bu duygusal hoşnutsuzluklar. Başlarınızı uğraşılarınızdan bir an kaldırın ve sevenlerinize içten sevgilerle sarılın. Yaptığınız her işte çabuk ilerlemeyi ve sonuçlara ulaşmaya taptığınızdan haftanızın getireceği gecikmelere hayli sinirleneceksiniz. Aralık ayının ilk günlerini bekleyin.

OĞLAK   (21 Aralık-19 Ocak)
Venüs'ün sizlere getireceği fırsatların ışığında haftanızın güllük gülistanlık olacağını söyleyebilirim sevgili oğlaklar. Mesleklerinizde hasıl olabilecek engellemelere ve gecikmelere takılıp boşuna enerjilerinizi kaybetmeyin sakın. Siz siz olunda uygulamaya koyduğunuz projelere yoğunlaşın, onlara vereceğiniz ihtimamların karşılıklarını gelecek ay kesinlikle alacağınızdan emin olabilirsiniz. Çarşamba ve cumartesi şans günleriniz unutmayın.

KOVA   (20 Ocak-18 Şubat)
Evet sevgili kovalar epey zamandır altıncı hislerinizin sizlere verdiği mesajları gerçek anlamda yaşamaya başladınız bile.. Aksayan, bir türlü düzelemeyen ancak zihinlerinizi durmadan meşgul eden özel sorunların tam göbeğindesiniz. Ortamların düzelmeleri için yeni haftanızda çok çabalayacaksınız.. Sözlerinizi tartın ve katı kararları almadan önce iyice düşünün kovalar. Başarmamanız için hiçbir neden yok.

BALIK   (19 Şubat-20 Mart)
Dostlarınızın sizlere beklenmedik mutlulukları yaşatacakları bu güzelim haftanızda sevgilerle dolup taşarak heyecanlara boğulacaksınız balıklar. Yakın zamanlarda tanıdığınız değerli insanlara olan yaklaşımlarınızda artık eski balıklar olmayacaksınız... Esas sevgilerin, aşk duygularının ne demek olduklarını bilmenize rağmen vazgeçemediğiniz eski saflıklarınızdan arındınız, bu kesin.. Profesyonel faaliyetlerinizde bu hafta içinde çok hoş bir sürprize hazırlanın.

Nurettin Özdemir
nozdemir@kahveciyiz.biz
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              2 Kahveci oy vermiş.
11 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Milenyumun Mandalı : Sait Haşmetoğlu


Milenyumun Mandalı

Editör'den Önemli Not:Sevgili Sait Haşmetoğlu'nun e-romanı görsel öğelerle süslendiğinden, aşağıdaki adresten tek tıklamayla zevkle okuyabilirsiniz. Üşenmeyin... Tıklayın... Ayrıca bugünden itibaren duygu ve görüşlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz.
http://www.kmarsiv.com/xfiles/mandal_1.asp

Devamı yok. BİTTİ

hasmetoglu@kahveciyiz.biz

Bu romanı arkadaşına önermek ister misin?

Rating: 8,578,578,578,578,578,578,578,578,57
              445 Kahveci oy vermiş.
58261 Yorum var. Yorum Yaz / Oku

Yukarı

 

 Dost Meclisi



Fotoğraf : Erman Suan

<#><#><#><#><#><#><#>

Kahve Molası, siz sevgili kahvecilerden gelen yazılarla hayat bulmaktadır.
Her kahveci aynı zamanda bir yazar adayıdır.
Yolladığınız her özgün yazı olanaklar ölçüsünde değerlendirilecektir.
Gecikme nedeniyle umutsuzluğa kapılmaya gerek yoktur:-))
Kahve Molası bugün 3.973 kahvecinin posta kutusuna ulaşmıştır.

Yukarı

 

 Tadımlık Şiirler


Affettim Seni

affettim seni...
sen de bağışla beni ...
taşıma dünleri yarına
at klozete çek sifonu
dönüp bakma geçmişe...

"iyi ve mutlu ol" 'dur
son temennim eski sevgiliye

ne isyanım var, ne sitemim
ne de kederlenirim
geçmişin yaralarını silmişim
iyileşmiş berelerim

seni her kırdığım gün için
özür dilerim
ve geçirilen her güzel
gün için teşekkür ederim

rastlaşmayalım isterim
çünki sen beni tanıyamazsın
o kızı yine bende bulamazsın
çünki hayat akar
ve gidipte dönen kuşlar
aynı değildir

çok zaman geçmiş
çok sular akmış nehirden
yıllar su gibi geçmiş
zaman anıları törpülemiş

masal bitti ve bu kız büyüdü
kah ağladı kah güldü
bilirmisin sevgili
hayat öğretti
ağlarken de gülmeyi

bitermiş her sevda masalı
er geç ...
bir rüyaydı uzun ...
sen de böyle farzet
geçmişe yakışan şeyleri
gülümseyerek teslim et.

bağışla beni benim de seni bağışladığım gibi
bir gün dua edersen
benim için de olsun dudaklarında iyi bir temenni

eksik olmasın üzerinden RAB'bin eli
korusun her kötü şeyden seni
unut sende beni, mutlu ol emi
yaşam fani, ölüm ani...
silik bir anı olsun sende Ani.

Ani Toros

Yukarı

 

 Biraz Gülümseyin




Çizen: Hüseyin Alparslan

Yukarı

 

 Kıraathane Panosu


İstanbul için Son Hava Durumu
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
Ankara için Son Hava Durumu
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
İzmir için Son Hava Durumu
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü
Kaynak: http://www.meteor.gov.tr

Yukarı

 

Akın Ceylan

 İşe Yarar Kısayollar


  Şef Garson : Akın Ceylan

Mynet'in yeni bir çalışması daha var http://nevaria.mynet.com/Detay.asp?ID=30933 nevaria isimli bu e-ticaret sayfasında her türlü sıfır veya ikinci el ürününüzü açık arttırma metoduyla satabiliyorsunuz. Kısa yola tıklayıp girdiğinizde yapılan açık arttırmalardan bir adet örneği göreceksiniz. Bu sayfaları ister satın almak ister satış yapmak için güvenle kullanabilirsiniz. İyi alışverişler.

...Teslimat tarihi olarak da 10 Haziran'ı senetler hazırlanırken belirttim. Teslimat tarihi gelip de, evime gelen mobilyaları gördüğümde çok sinirlendim. İlk olarak yemek odası takımı benim istediğim renk değildi. Ben sütlü kahve tonlarında bir mobilya beğenmiştim, ama gelen resmen koyu kahve rengi idi. Düğünüme de 16 gün kaldığından, çalıştığımız için, yeni model beğenmeye ancak 2 hafta sonu kalıyor, mecbur gelen mobilyayı kabul ettik... Sizin de şikayetiniz varsa http://www.sikayetvar.com/

Çok kuvvetli olmamasına rağmen size hoş bir midi müzik arşivi öneriyorum. http://www.geocities.com/Area51/Zone/1075/midi2.html Dediğim gibi çok kapsamlı değil ama hoş midi'ler mevcut.

...Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen... http://kumyup.ku.edu.tr/kp.htm Siz Küçük Prens'i okudunuz mu? Ya çocuğunuz?

KAHVE MOLASI DERGiSiNi ON-LINE SATIN ALABiLiRSiNiZDergimizi ve fincanlarımızı On-Line satın alabileceğiniz bir adres. Weblebi.com'dan ürünlerimizi indirimli ve/veya taksitli olarak almanız mümkün.
http://www.weblebi.com/Default.aspx?Pt=32&Did=TAEZF9ohYPyGkqxpFCS-1A&Sid=1

Yukarı

 

 Damak tadınıza uygun kahveler


Spy Sweeper 4.5.5 [8.1 MB] Windows 14 günlük Deneme (29.95$)
http://www.webroot.com/shoppingcart/tryme.php?bjpc=64011&vcode=DT02
İnternete bağlanan her bilgisayarın mutlaka edinmesi gereken bir program. Eğer bilgisayarınızda durduk yerde pop-up reklamlar çıkıyor, tarayıcınız kendiliğinden birtakım sitelere bağlanıyorsa hiç vakit geçirmeden bu programadan edinin derim. Spyware, Malware denilen reklam programlarını temizleyebilen ve koruyucu kalkanıyla bir daha etkilenmemenizi sağlayan yetenekli bir program. Ben dikkatliyim demeyin, 14 günlük denemeyi yükleyip kullanın. Bakın görün neler çıkacak bilgisayarınızda. Benden söylemesi.

Yukarı





Arkadaşlarınıza önerir misiniz?

Yazılarınızı buradan yollayabilirsiniz!



SON BASKI (HTML)

KAHVE YANINDA DERGi

Hoşgeldiniz
Arşivimiz
Yazarlarımız
Manilerimiz
E-Kart Servisi
Sizden Yorumlar
KÜTÜPHANE
SANAT GALERiSi
Medya
İletişim
Reklam
Gizlilik İlkeleri
Kim Bu Editör?
SON BASKI (HTML)
YILDIZ FALI
DÜNÜN
ŞARKILARI





ÖZEL DOSYALAR

ATA'MA MEKTUBUM VAR
Milenyumun Mandalı
Café d'Istanbul
KIRKYAMA
KIRK1YAMA
KIRK2YAMA
KIRK3YAMA
ZAVALLI BİR YOKOLUŞ
11 EYLÜL'ÜN İÇYÜZÜ
Teröre Lanet!
Kek Tarifleri
Gezi Yazıları
Google
Web KM













Fincan almak ister misiniz?
http://kmarsiv.com/sayilar/20051121.asp
ISSN: 1303-8923
21 Kasım 2005 - ©2002/05-kmarsiv.com
istanbullife.com